o vakit bir daha;
hac yolcusu olamasan da hak yolculuğundan geri kalma…
o vakit bir daha;
hac yolcusu olamasan da hak yolculuğundan geri kalma…
“Suriyeliler defolsun” derken, neden sahillerde, parklarda 3-5 zibidi ısrarla göze sokuluyor da, savaş ortamında hayatını kaybeden, yetim-öksüz kalan, tecavüze uğrayan, işkence edilen ve daha nice milyonlarca ‘insan’ gözardı ediliyor?
El insaf, el vicdan…
kudüs şehrimiz
beytülmakdis yuvamız
ebrar yavrumuz
oluvermiş.
insan kılığında, insanlıktan nasibini almayanlar var,
esfel-i safilin.
anzak yurdunda, islam kuşlarına kıyan da
filistin beldesinde, barış güvercinini vuran da
halepçeye bomba yağdıran da
unutmasın ki
belki bugün değil, lakin elbet bir gün.
“Bir fikri tenkit etmek, onu tahkir veya reddetmek demek değildir; bilâkis onu tamamlamaktır; ilme ve insanlığa hizmet ve hayırdır. Tenkit herkes için hak, âlimler içinse bir vazifedir; ahlâki bir vazifedir.” diyor muallimim, kıymetlim.
gel gör ki
bazı aklıevvel’ler tapınaduruyor imansızlıklarına
o vakit
sizin dininiz size
benim dinim bana.
cesaret edip söyleyebildim
fikir adamı
gönül insanı
dert sahibi
beytülmakdis seni çağırıyor
saflarında seni görmek istiyor
görmezden gelme
kudüs sana hasret
kendini zayıf görme
sende buluyor kuvvet
kızım dur,
oğlum yapma.
sözün gelişi bu
aslında: durma, yap!
bizi sefer’den mahrum bırakmayana hamd olsun
seferde yol yolcuya mesken olur
menzil aşk olur
her bir islam toprağı vatandır
aşk da bundandır
ben hewler diyeyim siz erbil anlayın